HIZIR –İsmail Avcı’dan bir yol hikayesi–

Ağbi’den.. 

Merhaba Gezginler..

Ben gezgininizin büyük ağbisiyim. Benim de hayatımın büyük kısmı yollarda geçti. İş olarak Silivri, eş durumundan da Bolu yollarında..

1983-2000 arası Silivri’de bir holdingde görevli olduğum için her gün Merter – Silivri arası 135 km. yol yaptım. Eşim Bolu’lu olduğu ve ailesi halen Bolu’da yaşadığı için de çok sık Bolu’ya gittim ve defalarca grup götürdüm. Tabiki Silivri ve Bolu yolculuklarımda başımdan bir çok olay geçti. Yalnız bunlardan ikisi var ki düşündükçe tüylerim ürperir ve hep o soruyu sorarım kendime. O soru ne mi? Anlatayım, sizler de sorun.

Havaların erken karardığı bir kış akşamı Silivri’deki işimden her zamanki gibi saat 18 sularında çıkmış, Şahin marka arabamla E-5 den İstanbul yoluna koyulmuştum. Yaklaşık 40 dakika sonra Haramidere’den Avcılar rampasına gelmiş ve düzlükten Avcılar yoluna ilerlemeye başlamıştım.

Bu sırada arabanın sağ tarafından bir ses gelmeye başlamıştı. Nedir, ne oluyor derken bir müddet daha gitmiş ve Avcılar üst geçidini biraz geçtikten sonra seslerin yoğunlaşması üzerine arabayı güçlükle yolun sağındaki bariyerlere yanaşarak durdurabildim.

Arabadan inip durumu kontrol ettiğimde sağ arka lastiğin neredeyse tamamen yırtılmış olduğunu ve artık çelik kısmın yola sürtmeye başlamış olduğunu gördüm. Trafik hızla akıyordu ve o karanlıkta şaşkın ve yalnız bir şekilde yolun kenarında duruyordum.

Şaşkındım çünkü elinden iş gelen, en basitinden bir lastiği bile değiştirebilecek bir insan değildim. O zamanlar malum, cep telefonu da yoktu. Yani günümüzdeki gibi bir telefonla çekici yardımı istemek de olanaksızdı. Öylece çaresiz kalakalmıştım arabanın başında, akan trafiğin içinde.

Derken bir ses duydum. “Ne oldu ağbi?”  Kafamı çevirdim. Yan yolda (Avcılar-Küçükçekmece yan yolu) bir taksici bana sesleniyor. Durumu anlattım, “Lastik patladı” dedim. Hemen arabasını müsait bir şekilde bırakıp yanıma geldi. Duruma baktı. Hiçbir şey sormadan kolları sıvadı ve lastiği değiştirdi. Ve tüylerimi hâlâ diken diken eden şu cümleyi söyledi. “Ağbi ben seni Büyükçekmece’den beri takip ediyorum. Bir problem olduğunu anlamıştım.”

Öyle ya;

1-      Gece karanlığında bir başka arabanın lastiğinin patladığını nasıl anlamıştı?

2-     Anladıysa da Büyükçekmece-Avcılar yolu arası yaklaşık 10 km. Gece karanlığında beni nasıl gözden kaçırmamıştı?

3-      Bir taksici olarak, nasıl işini gücünü bırakıp üstünün kirlenmesini göze alarak lastik değiştirmeyle uğraşmayı göze almışı? (ki para da istememiş, verdiğim bahşiş kabilinden parayı güçlükle kabul etmişti). 

Bu soruların cevabını hâlâ aradan yaklaşık 15 yıl geçmiş olmasına rağmen bulamadım.

Ve o adamın kim olduğunu kendime sorduğumda; “tabiî ki Hızır’dı” dedim.

Siz ne derdiniz?

Not : Bir sonraki yazımda da Bolu yolundaki “Hızır” ı yazacağım. Hoşçakalın.

----------------------------------------------------------------------------- ---------------------------------------------------------------------------------- ----------------------------------------------------------------------------------

Bu yazılarda ilginizi çekebilir!

You can leave a response, or trackback from your own site.

Leave a Reply